Search your favorite song for free

1. Zehra

Zehra <3 Ömer

nothing at of , which is


2. ömer faruk sargın, güzelleşerek gidiyorsun

ömer faruk sargın, güzelleşerek gidiyorsun

1. Saklayacaksan diye çiğ derdim yağmura Çayın çiğ demi aktı saçlarından. 2. Yanıbaşımda bir ninni yağıyor Duymuyorsun değil Anlıyorum seni Çok oda karanlıktır şimdi Yanıbaşım kısıktır ve müziğin sesi daralır Çocuk çünkü uyuyor Ve Zehra toplamıyor seni Yasaksın en Ademinden. 3. Bu benimle tamamen ilgili Çünkü hep küçük şeyler öğütlüyorsun Çantanda ruj var ki devrim kırmızısı Benden çok onu öpecek kadar temkinlisin Hak vermemezlik edemezdim. 4. Giderek güzelleşiyorsun, Çünkü ne zaman gözümde tadın kalsa Adımların çözülüyor bağsız yerlerinden Beni tanık ettin ki pek çok kez Güzelleşerek gidiyorsun. 5. Ve ben buna dayanarak Güzel bir şiir bile yazamamaktan Düşüyorum. Çünkü içimdeki karmaşayı ancak anlamsızlık anlamlı kılabiliyor Ve ancak ona sığdırabiliyorum İçime seni sığdırdığımı anlatma arzusunu. 6. Giderek güzelleşiyorsun. Ne zaman gelsem, uzun süre daha çok güzelleşerek gidiyorsun. Beni mahrumiyetten mahrum bırakmıyorsun, tam da bu yüzden ölesiye meftunum sana. 7. Yedide bir tutturduysam ne mutlu Çünkü bilmese de olur İçime ektiğin umudun Kelimelerin tümünden daha şiirsel olduğunu. 8. Bana bunu sen öğrettin, Gerçek şiirler yazılmaz. Yaşanır. Bu yüzden çıktığım her uzun yolda Sen yine kulağıma bağır, Ben kalabileceğin tek han de. Şiir: Ömer Faruk Sargın Seslendiren: Mavi Tuğba Karademir

nothing at of , which is


3. Nizar Kabbani - Hâlid Bin Velîd’in İşten Çıkarıldığının Belgesidir

Nizar Kabbani - Hâlid Bin Velîd’in İşten Çıkarıldığının Belgesidir

çağımızı çaldılar bizden nebî’nin evinden fâtımatu’z-zehrâ’yı çaldılar ey salâhaddîn, kur’an’ın ilk nüshasını sattılar ali’nin gözlerindeki hüznü sattılar ey salâhaddin, seni ve bizi toptan sattılar açık artırmada. arab’ın geleceğini çaldılar bizden şam’ı fethettikten sonra işten çıkardılar hâlid’i cenevre’ye elçi olarak atadılar siyah fötür şapka giyiyor artık o sigara tüttürüyor, havyar yiyor, fransızca homurdanıyor avrupalı sarışınlar arasında kâğıttan bir horoz gibi geziniyor hayret, nasıl da evcilleştirdiler bu kureyşli komutanı kahramanlarımız işte böyle iğdiş ediliyor ey yavrum! endülüs işi paltosunu çaldılar târık’tan nişanlarını aldılar, çıkardılar ordudan güvenlik mahkemesine verdiler zafer suçundan yargıladılar zaferin sakıncalı bulunduğu bir zaman geldi yavrum öyle bir zaman mı geldi artık askerî mahkeme kapılarında suçlanmış durur kılıç öyle bir zaman mı geldi ki gülle karşılıyoruz israil’i binlerce güvercinle, millî marşla. hiçbir şey anlamadım yavrum, hiçbir şey anlamıyorum! güneşi rehin verdiler tefecilere karaborsacılara sattılar mehtâbı ömer’in kılıcını kırdılar ayaklarından astılar tarihi ayaklarından astılar tarihi sattılar atı beyaz örtüyü sattılar gecenin yıldızlarını sattılar ağaçların yapraklarını bedevîlerin gözlerindeki karalığı sattılar tuzağa düşürmeden önce çocuklarımızı düşürttüler tuzağa düşürmeden önce çocuklarımızı düşürttüler tarihin doğum yapmasını önleyen haplar verdiler bize şam’ın bağdad olmasını engelleyen aşılar yaptılar bize filistin’in yarası hurma bahçesine dönüşmesin diye haplar verdiler bize marihuana verdiler atı öldürmek için katletmek için şahlanışı yahut. şarap içirdiler bize insanı konumsuz kılmak için sonra vilâyetlerin anahtarlarını verdiler ve kral diye atadılar bizi kabîlelere ey salâhaddin! ey salâhaddin, işitiyor musun radyo yorumlarını? kulak veriyor musun bu apaçık alçaklığa? yiyeceklerini yediler ve işediler arabın güzel çağının yüzüne. sahneye konan bu oyun nedir? sahneye konan bu oyun nedir? kimdir kadife perdenin duvarlarını çeken? yazarı kimdir? bilmiyoruz yönetmeni kim? bilmiyoruz. kimseler de bilmiyor, yavrum. onlar ki kulislerin ardındalar onlar ki kulislerin ardındalar vatan denen kadına tecavüz ediyorlar ayağındaki halhalları satıyorlar satıyorlar gözlerindeki bahçeleri göğüslerinin penceresinde ezelden beri eğleşen kuşları satıyorlar vatanın nesi varsa bir duble viskiye satıyorlar arabî çağı çaldılar bizden bedevînin bağrında yanan koru söndürdüler bütün dağlara “satılık” levhası astılar teslim ettiler buğdayı, zeytini, geceyi… portakalın kokusunu görülmeyi yasakladılar düşlere şiir yazan bütün kuşları hapse tıktılar öyle bir zaman mı geldi, silâh sandığı taşıyan herkes, afyon sandığı taşıyan gibi mi yavrum? öyle bir zaman mı geldi artık, ikiz mi oldu özgürlükle tutsaklık? öyle bir zaman mı geldi artık; yapan ellere zıt yapılan iş? öyle bir zaman mı geldi; söylenen söz, söyleyen dudaklara zıt? ey salâhaddin! döneklik çağıdır bu, kavî kabîlecilik kabarması. ebubekir’in evini yaktılar nebî’nin ailesine el uzattılar gece vakti kureyş’in ileri gelenleri ecnebîlerin bulaşıklarını yıkar oldular. ey salâhaddin, söz ne işe yarayacak bu bâtınî çağında? ve neden şiir yazalım ki, unutulmuşken arabın sözü? Nizar Kabbani

nothing at of , which is